Tecavüz failinden kaçtı, polis işlem yerine ajanlık dayattı

  • 10:56 28 Kasım 2021
  • Güncel
İSTANBUL- Mehmet Tunç isimli erkek tarafından alıkonularak tecavüze maruz bırakılan D.Y'ye, karakola şikayet için gittiği sırada failin yakalanması karşılığında ajanlık teklif edildi. 
 
Devletin, Kürt kentlerinde asker, polis ya da özel eğitilmiş memurlarıyla başta fuhuş ve uyuşturucu olmak üzere hayata geçirmeye çalıştığı özel savaş politikaları, metropollerde mafya ve çetelerin eliyle yürütülüyor. Bu merkezlerden biri de İstanbul’un Ataşehir ilçesine bağlı 1 Mayıs Mahallesi. Kürt ve Alevilerin yoğun olarak yaşadığı mahallede, son yıllarda çetelerin eliyle yaygınlaştırılan uyuşturucu kullanımı ve satışı hat safhada. Mahallede yaşayan kadınlar ise, aynı çeteler tarafından tecavüze uğruyor, fuhuşa sürükleniyor. 
 
 Tecavüzden kaçmayı başardı bu sefer ajanlık dayatıldı 
 
Mezopotamya Ajansı’nın (MA) haberine göre söz konusu politikalara maruz kalan kadınlardan biri olan D.Y.’nin (28) yaşadıkları, mahallede yürütülen politikayı gözler önüne sermeye yetiyor. Uzun bir süredir dijital şiddet ve fiziki takibe maruz kalan D., 3 Kasım’da aynı mahallede yaşadığı Mehmet Tunç isimli erkek (37) tarafından kaçırıldı. Alıkonulduktan sonra failin tecavüzüne uğrayan D., bir yolunu bulup kaçsa da, şikayet için gittiği karakolda bu kez ajanlık dayatmasıyla karşı karşıya kaldı.  
 
Ölüm tehdidi ve tecavüz 
 
Yaşanılanları Mezopotamya Ajansı’na anlatan D., taciz, tecavüz, şantaj, haraç ve uyuşturucu suçlarından kaydı bulunan failin uzun süredir cinsel tacizinin yanı sıra fiziki takip, dijital ve psikolojik şiddetine maruz kaldığını aktardı. Tecavüz failinin ölüm tehditlerine de maruz kalan D., 3 Kasım akşamı yaşanılanları şöyle anlattı: Sürekli evimin önüne geliyor, son ses müzik açıyordu. ‘Hemen aşağı ineceksin' diyordu. Olayın yaşandığı gün evde değildim. Mehmet Tunç akşam saatlerinde çok sayıda arabayla bizim evin önünde pusu kurmuş, daha sonra evimize bakarak hakaret etmeye başlamış. Ardından başka bir mahallede yaşayan kardeşimi arayarak, çocuklarımı ve ailemi öldürmekle tehdit etmiş. Kardeşim beni arayınca ailemi yok edecek, endişesiyle eve geldim.
 
 ‘Kimse bana bir şey yapamaz dedi’
 
Mahalleye gelince Tunç tarafından kaçırıldım. Zorla araca alındıktan sonra Tunç polis olduğunu belirttiği kişileri arayarak, sohbet etmeye başladı. Telefon görüşmesinin ardından Tunç, ‘İstediğin yeri ara, polis gelmeyecek. Kimse bana bir şey yapamaz’ dedi. Daha sonra beni tanımadığım bir eve götürdü, tecavüz etti. Zorla görüntülerimi çekti. Karşı koymak istedim, darp ve hakaret etti. Bu işkence sabaha kadar sürdü. Sabah ‘börek almaya gideceğim’ diye çıktı. Ona hava almak istediğimi, kendisiyle gelmek istediğimi söyledim. Önce ikna olmadı, sonra ikna oldu. Daha sonra durakta birkaç insan görünce imdat diye bağırdım, bir hareketlilik olunca da kaçtı.” 
 
Karakolda ajanlık dayatması 
 
Kurtulduktan sonra Ataşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü Şehit Hayrettin Yıldırım Karakolu’na giderek şikayette bulunduğunu ifade eden D., burada polislerin baskısıyla karşılaştığını dile getirdi. D., yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Ataşehir Polis Karakolu’nda iki saat bekledim. Şikayetimi aldılar, sonra ‘Bu bölgeye biz bakmıyoruz’ diyerek beni tek başıma Dudullu Karakolu’na gönderdiler. Orada ifadem alındığı sırada aniden beni başka bir odaya aldılar ve götürüldüğüm odada ‘istihbarat’ olduğunu söyleyen üç kişi geldi. ‘Sana yardım etmek istiyoruz devrimcilere güvenme, dilersen Mehmet Tunç'u önünde diz çöktürürüz. Yeter ki işbirliği yapmayı kabul et’ dediler. Devrimci bir aileden geldiğim için bunu kullanmak istediler. Devleti ve adaleti, temsil ettiğini söyleyen bu kişiler bana tecavüz eden kişiyi bulmak için ajanlık yapmamı istiyordu. Suçluyu cezalandırmak yerine bir kadına tecavüzü, devrimcilere saldırmak için kullanmak istediler.” 
 
Eski eşi tarafından da tehdit edildi 
 
Karakolda ajanlık dayatmasını kabul etmediğini ve fail hakkında şikayetçi olduktan sonra ayrıldığını belirten D.Y., daha sonra hastaneye gittiğini söyledi. Darp raporu alan D.’nin yaşadıkları bununla da sınırlı kalmadı. Boşandığı eşi tarafından tehdit edilmeye başlayan D. “Bu olayın ardından da çocukları elimden almakla tehdit ediyor. Çocukları vermezsem tecavüz faili Mehmet Tunç'un lehine ifade vereceğini söylüyor” diye belirtti. 
 
D.Y.’nin annesi S. Y. (50) de, failin ısrarlı takiplerinin ardından polisi arayarak, araç plakasını verdiklerini anlattı. Evin önüne gelen polisin failin sırtını sıvazlayarak geri gittiğini dile getiren S. Y., daha sonra failin evin önünde tacizlerinin devam ettiğini söyledi. 
 
‘Ailenizi yok edeceğim’ tehdidi 
 
Olay günü failin ölüm tehditlerine maruz kalan S. Y., “Araçla evin önüne gelerek, ‘D.Y. hemen gelmezse binayı tarayacağım, ailenizi yok edeceğim, çocuklarını yok edeceğim’ diye tehdit etti. Ben de camı kapatıp hemen çocukları da alıp banyoya götürdüm ve polisi arayarak, evimin adresini verdim. Tunç’un aracının plakasını da verdim. Defalarca aramamamıza rağmen polis o gün sabaha kadar hiç gelmedi” dedi. 
 
‘Ayağına yemek getirilmiş’
 
 Hakkında tecavüz şikayeti olmasına rağmen failin  misafir gibi elini kolunu sallayarak karakola geldiğini dile getiren S., “Tecavüz faili çok rahat tavırlar sergileyerek, şapkasını ters takmış olarak karakola geldi. Onunla gelen 3 polisin elinde paket lahmacun vardı. Benim kızım sabaha kadar işkence ve tecavüze uğramış, elinden telefonu alınarak savunmasız bırakılmış, 15 saat boyunca aç susuz bırakılmış ama tecavüzcü Mehmet Tunç, bir saat karakolda kalacak diye ayağına yemek getirilmiş” ifadelerini kullandı. 
 
S.Y., ifadesi alınan failin birkaç saat sonra da karakoldan ayrıldığını söyledi. 
 
‘Kimliğimizden dolayı seçildik’
 
Tecavüz failinin başka kadınlara da tecavüz ettiğini anlatan anne S.Y, şöyle devam etti: “Onlarca kadını, şantaj yoluyla ağına düşürmüş. Bu yapılanlar bilinçli bir politikadır. Bu zihniyeti daha önce tecavüz suçu işleyenler ve ‘bize kimse bir şey yapmaz’ diyenlerden tanıyoruz. Biz inancımız ve muhalif kimliğimizden dolayı hedef seçildik. Suç işleyen bu insanlar, bu kadar rahat geziyorsa devletten güç alıyor demektir. Yapılanlar muhalif kadınları yıldırma politikasıdır. Eğer kızımın arkasında ailesi olmasaydı, arkasında kadınlar olmasaydı, korkup sinip vazgeçebilirdi. Tecavüzcünün vido ve şantajlarına boyun eğebilirdi. Ailesi olarak onun arkasındayız. Failin cezalandırılması için elimizden geleni yapacağız.” 
 
Kadın kurumlarına da çağrıda bulunan S.Y., hukuk mücadelesinde dayanışma beklediğini ifade etti.