Demokrasi Platformu: Güvenlikçi politikaların kimseye bir yararı yok

  • 07:59 30 Haziran 2022
  • Güncel
VAN – “Savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunuyoruz” şiarıyla açıklama yapan Van Demokrasi Platformu, “Güvenlikçi politikaların hiç kimseye bir yararının olmadığı, bölgede ayrıştırmayı ve kaosu derinleştirdiği, halklar arasında geri dönülemez çelişkiler ortaya çıkaracağı bilinmektedir” dedi. 
 
Van Demokrasi Platformu, “Savaşa karşı barışı ölüme karşı yaşamı savunuyoruz” şiarıyla dün Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan Sanat Sokağı’ndan, Maraş Caddesi üzerinde bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) Şubesi önüne kadar yürüyüş düzenlemek istedi. İki saat öncesinden polisin Cumhuriyet Caddesi üzerinde zırhlı araçlar ve TOMA’lar ile onlarca polisle Sanat Sokağı’nı ablukaya alarak,  Van Valiliği’nin “etkinlik yasağı” gerekçesini öne sürdü. Uzun bir müzakereden sonra Demokrasi Platformu üyeleri sokağa ayrı kollardan gruplar halinde giriş yaparak sokağın sonunda bulunan Ova İş Merkezi önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Muazzez Orhan ile Murat Sarısaç ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) il ve ilçe örgütleri de destek verdi. Açıklamada, “Savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunuyoruz” pankartı taşınırken, “ Jiyaneke demokratik u wekhev mafe her mirovi ye”, “Pergala AKP-MHP’e pergala şer e ji şer ra na!”, “ Savaşanın kazananı yoktur, ya kaybedersin ya daha çok kaybedersin”, “Kurdistan yek e perçe neke!” yazılı renkli dövizler taşındı.
 
Açıklamayı Demokrasi Platformu adına Eğitim Sen Van Şube Eşbaşkanı Murat Atabay okudu. 
 
‘Bu savaşlar halklar için acı, ölüm, göç ve sefalet olarak somutlaşıyor’
 
Tarih boyunca savaşların hiçbir topluma ve halklara huzur getirmediği çok acı şekillerde tecrübe edildiği kaydedilen açıklamada, savaşın geride başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere kaybedilen hayatlar, talan edilen doğa ve heba edilen emek bıraktığı belirtildi. Açıklamada, “Van’daki sivil toplum örgütleri olarak son dönemde yaşanan Rusya-Ukrayna ve Ortadoğu'daki savaşların kazananlarının, silah tüccarları ve ülkelerin kanını emen küçük bir zümre olduğunu görüyoruz. Bu savaşlar halklar için acı, ölüm, göç ve sefalet olarak somutlaşıyor. İnsanlar kendi ülkelerinde mülteci oluyorlar. Ülkemizde de durumun tespiti tam da budur. Evrensel insan haklarının ve evrensel hukuk ilkelerinin uygulandığı bir ortamda çok rahat bir şekilde çözülebilecek sorunlar, barışı istemeyen ve basını, ekonomiyi, devlet gücünü elinde bulunduran kliklerin çatışmada ısrarı nedeniyle çözülememektedir” denildi.
 
‘Çatışmalar sadece ülke içerisinde yaşanmadı’
 
Kürt sorununun çözümünde inkarcı ve güvenlikçi politikalar uygulandığına dikkat çekilen açıklamada, “Birçok hükümet, seçim döneminde Kürt sorununun çözümüne dair vaatlerde bulunmuş, iktidar olduklarında ise güvenlikçi politikaları sahiplenmek dışında bir çözüm önerisi getirmemiştir. İktidar bir dönem Kürt sorununa dair barış görüşmelerine katılmış, bu siyaseti sahiplenmiş gibi görünüp Türkiye halklarını umutlandırmış ancak daha sonra maalesef süreç çatışmalı sürece evrilmiştir. Çatışmalar, sadece ülke içerisinde ve şehirlerde kalmamıştır. Türkiye'de devam eden ve çözüme katkı sunmayan güvenlikçi politikalar, Suriye ve Irak topraklarında da halen devam etmektedir. 2007 yılında Irak tezkeresi ile başlayan sınır ötesi askeri operasyon tezkereleri her yıl tekrarlanmış, 2014 yılından beri Suriye de kapsama dâhil edilerek, Suriye ve Irak için ortak tezkere çıkarılmaya başlanmıştır” ifadeleri yer aldı.
 
‘Güvenlikçi politikalar hiç kimseye yarar vermez’  
 
Açıklamada, 2015 yılının temmuz ayından bu yana çatışmaların, sınır ötesi operasyonların aralıksız devam ettiği vurgulanarak, “Kürt sorunu uluslararası bir sorundur. Nasıl güvenlikçi politikalar ülke içerisinde kalıcı barışa hizmet etmiyorsa, sınır ötesi operasyonların da Kürt sorununun uluslararası zeminde çözümüne katkı sağlamayacağı, aksine çözümsüzlüğü derinleştireceği ortadadır. Güvenlikçi politikaların hiç kimseye bir yararının olmadığı, bölgede ayrıştırmayı ve kaosu derinleştirdiği, halklar arasında geri dönülemez çelişkiler ortaya çıkaracağı bilinmektedir. Türkiye büyük millet meclisinde artık sınır ötesi harekât tezkerelerinin değil, barış tezkerelerinin geçmesi gerekmektedir” denildi.
 
‘Vergilerimizle çözümsüzlük derinleştiriliyor’
 
Ekonomik olarak büyük bir krizin yaşandığı hatırlatılan açıklamada, “Bu krizin ortasında, güvenlikçi politikalara ayrılan bütçe her geçen gün büyümektedir. ‘Bir merminin fiyatını biliyor musunuz’ sözleri aslında çözümsüzlük politikasının ve basiretsiz siyasetin vücut bulmuş halidir. Merminin fiyatını değil merminin hayatlarımız üzerindeki etkisini görüyoruz. Bizim vergilerimizle çözümsüzlüğü derinleştirecek bir politikada ısrar edilmesini kabul etmiyoruz. Bizim vergilerimizle, bizi daha da fakirleştirme uğruna, bizim yaşadığımız topraklarda sadece seçim vaatleri için çatışmanın tırmandırılmasına karşı çıkıyoruz”  sözlerine yer verildi. 
 
‘Barış ısrarımızı her platformda gündeme getireceğiz’
 
“40 yıldır yaşananlar, operasyonların hayatlarımızdan neler götüreceğinin, kalıcı çözümün bahsedilen mermiyle gelmeyeceğinin tarihidir” denilen açıklamada son olarak, “Van Emek ve Demokrasi Platformu olarak, güvenlikçi politikalara karşı çıkmaya ve çatışmasızlık sürecine tekrar girilmesini savunmaya devam edeceğiz. Barış ısrarımızı, her alanda gündeme getireceğiz” ifadeleri kullanıldı.
 
Açıklama, beş dakikalık oturma eylemi ile “Savaşa hayır barış hemen şimdi” sloganıyla sona erdi.